DÜŞÜNCE AKADEMİSİ’NDE BU HAFTA

Düşünce Akademisi’nde bu hafta dersler Ramazan Kayan ve Sait Öner tarafından verildi.

Ramazan Kayan bu haftaki dersinde Müslüman olarak

birbirimize mecburiyetimizden bahsetti ve ”İslami kimlikle nasıl yürüyebiliriz?”

başlığı altında insicam, itidal, intizam, istişare, istikamet, istikrar ve

ihlas kavramlarına açıklık getirdi.

Öncelikle beraber çıktığımız bu yolda yoldaşlarımızla

ahenk ve uyumu sağlamamız gerektiğini, Müslüman olarak yolun sonunda Allah

rızası varsa sonuna kadar tahammül etmemizin gerekli olduğu konusuna değindi.

İslam’ın en büyük sorunlarından biri olan ifrat ve

tefritlerden kendimizi korumamız gerektiğini, dengeyi kurabilen bir ümmet

olmamızı, bu dengeyi de ancak Peygamber efendimizi örnek alarak sağlayabileceğimizi

ifade etti. Ardından 1400 yıllık İslam ekseninin dışına çıkmayıp, sekülerizme

karşı nerede duracağımıza karar vermemiz gerektiğinin önemini vurguladı.

Ayrıca Müslüman’ın yürüdüğü yolda sefer ahlakı/düzeni

olması gerektiğine de değinen Kayan; yola çıktığımız insanların kararlarını da

önemsememizi söyleyerek istişare kavramının önemine değindi.

Son olarak: ‘Son nefesimize kadar çizgimizden sapmamamız

gerekir ve hayatın içindeki eş, iş, kamusal kimliklerimiz de dahil

istikrarımızı değiştirmemeliyiz. Bizim yürüyüşümüzün özünde ihlas vardır. Biz

bu kavramlarla iyi insan, iyi Müslüman olacağız. Ve yolumuzu belirleyeceğiz”diyerek

konuşmasına son verdi.

Öncelikli meselelerimizi işleyen Ahmet Sait Öner, İslam

coğrafyasındaki siyasi hareketlere değindi.

İran İslam devletinin sivil kansız bir devrim olduğunu

ifade eden Öner, Humeyni’nin kapalı güvenlik sistemi nezdinde bizim kuracağımız

sistemde, dini tahrip etmemeyi ve şekilciliğe takılmak yerine yeni nesillere bu

bağlamda ortamlar hazırlanması gerektiğini dile getirdi.

Ayrıca Afganistan’da Usame Bin Ladin’in Arapları yanına

çekerek başlattığı El Kaide hareketinin, Taliban’ın, Filistin’deki El-Fetih

mücadelesinin, Sudan’da Hukukçu Hasan Turabinin çalışmalarının olumlu ve

olumsuz yönlerine değindi.

Son olarak ise Müslümanların ele geçirme mantığının

fişini çekmeleri gerektiğini söyleyerek, Radikalizmin herhangi bir ufku

olmadığını bu yüzden de Müslümanların en büyük düşmanı olduğunu ve radikalizmin

devlet yönetemeyeceğini dile getirdi. Bizlerin de Müslüman olarak Türkiye’de

daha İslami ne yapılabilir hakkında düşünmemizi vurgulayarak batıya karşı

duvarlarımızı yıkmamız gerektiğine değinip sorulara cevap vererek konuşmasını

bitirdi.