Düşünce Akademisi’nde Bu Hafta

Düşünce Akademisi yeni döneminde devam ediyor. Dönemin ilk dersi Ahmet Said Öner tarafından verildi. Öner, Türkiye’de İslami Hareket üst başlığında konuşmasında Osmanlı’dan Türkiye’ye İslami Hareketin serüvenini, dönemin şartlarını, önder fikir adamlarını ve günümüz Türkiye’sinde tarikat menşeli cemaatleri anlattı. Vasat Ümmet vurgusuyla tamamladığı konuşmasında tarihsel gerçekliklerle ufkumuzu açtı. Öner konuşmasında;
İslami Hareket’in İslamcılıktan daha üst bir kavram olduğuna, Osmanlı’daki İslamcılığın yurtsuzluk sorunu olmadığına ‘Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya’ anlayışının son 100 yılın getirdiği bir durum olduğuna değindi.

Osmanlıda Islahat Fermanına bir tepki olan ‘Yönetim aslına dönmelidir’ eleştirisiyle gerçekleştirilen Kuleli Vakası olarak bilinen isyanın İslami Hareket mücadelesi için tohumlardan biri olduğuna dikkat çekti.

Yeni Osmanlıcılardan II. Meşrutiyetin ilanından, İttihat ve Terakki’den bahsederek dönemi daha iyi okumanın şimdiyi daha iyi anlamamızı sağlayacağını ifade etti.

Akademinin ikinci dersi ise Ümit Horozcu tarafından verildi. Dersin konusu OKB, sosyal fobi, yememe bozukluğu ve bunun gibi birçok psikolojik sorunun temelinde yatan mükemmeliyetçilik hastalığı idi. Mükemmeliyetçiliğin sonradan kazanıldığına, birçok insanın ise bununla övündüğüne değindi.

‘Mükemmeliyetçilikle ehem ile mühimi, araç ile amacı karıştıran insan kendisine ve çevresine zarar verir. 3 tür mükemmeliyetçi yaklaşım vardır: Öz yönelimli mükemmel olma, başkalarının gözünde mükemmel olma, kendisini başkalarıyla kıyaslayan mükemmel’ diyerek bunlara 4. Olarak, kendi sorumluluğundaki insanların mükemmel olmasını isteyen yaklaşımı ekledi. Hayattan örnekler vererek konuyu anlatan Horozcu, bizlere ders sonunda biz mükemmeliyetçi miyiz, fark edelim diye bir test yaparak dersini bitirdi.